Şampiyonlar ligine kalamamanın verdiği burukluk, üstüne üstlük hakedecek futbolun oynanmayışından yaşanılan üzüntü ve bu arada da en önemli futbolcularını kaybetmenin verdiği dağınıklık ile yakalanmıştı Trabzon, bir Galatasaray maçına. Dile kolay takımın tüm hücum gücünü çeken Visca, Bakasetas, Abdulkadir Ömür, Hamsik ve kaleci Uğurcan Çakır sakatlıkları nedeniyle yoklardı. Zaten sözleşme yapılamayıp giden Nwakaeme de olmayınca dalgasından eser kalmamış durgun bir su, yayı kopmuş bir kemençe, dişleri sökülmüş bir kaplan gibi kalmıştı Trabzon. Sadece bir dal vardı güvendikleri Abdullah Avcı sistemi. Öyle de oldu, Başakşehir’den artık ezbere bildiğimiz bir futbol tarzıyla en kötü beraberlik çıkarırdı, çıkardı da. Maç boyunca etkili atağını göremedik neredeyse, maça hakim oldukları dakika da yoktu, ama ne de olsa Trabzon, kendi sahasında yenilmemeyi başardı.

Tabiki Galatasaray da Trabzon’un ekmeğine yağ sürmedi değil. Yine kısır ve temposuz oyun neredeyse zorlamadı Trabzon’u. İki üç pozisyon var ki Galatasaray’ın galibiyeti kaçınılmaz olacaktı, ama orada da yetersiz vuruşlar galibiyete engel oldu. Ne olursa olsun Galatasaray’ın oradan üç puan ile çıkmasını beklerdim. Evet bir takım kazanacak ise bu Galatasaray olacaktı, maç her anında bunu yansıtıyordu, ancak sonuçta beraberlik oldu ve Galatasaray’ın yeterince etkili baskı kuramaması bunda en büyük etkindi. Trabzon’un 21 yaşında ilk kez süper lig maçına çıkan genç kalecisinin biraz sınanması gerekirdi. Sadece iki pozisyonda ismini duyduğumuz kalecinin bu pozisyonlarda hünerinden çok vuruşların kalitesizliklerinden bahsedebildik ancak. (Mertens 30.dk ve Kerem 85.dk.)
Galatasaray maça geçen haftadan tek değişiklik ile başladı. Emre Akbaba yerine Mertens vardı. Muslera, Boey, AbdülK, Nelsson, Anholt, Torreira, Oliviera, Mertens, Kerem, Yunus, Seferoviç ilk 11 i sahadaydı. Midtsjö’yü çok mu büyütüyorum bilmiyorum ama takıma dinamizmi bu oyuncu katacak gibi geliyor bana. Bu maçta da eksikliğini veya böyle bir oyuncu eksikliğini net hissettik. GS yine durağan, yine temposuz, yine organizasyonsuzdu maalesef. Seferoviç varlığını hissettiremedi, Oliviera’nın daha hareketli olması gerekirdi, temposuzlukta payı var gibiydi. Kerem’de düşüş devam ediyor. Ne yapacağına bir türlü karar veremiyor. Bu kararsızlıkta da savurgan şekilde oynuyor. Yunus olacak, ümidim var, yine bir şey olacaksa Yunus yapacak biliyorum. Sadece şansını kırması gerekecek, sahadaki en dengeli oyunculardandı. Denge deyince tabiki Torreira, tek başına yetecekti Trabzon’un orta sahasına ama destekçi bulamadı maalesef, işte buradaki destekçi tempolu, ileri deplaseli, hızlı bir orta saha oyuncusu beklediğim. Mertens’e 30.dakikada kaçırdığı gol pozisyonu yakışmadı, hücum anlamında daha güçlenmesi gerekecek, ama defansif olarak 35 lik yıldız beklenenden çok koştu. Yine bir Boey parantezi açmakta fayda var, yine neresinden baksanız istekli ve beklediğimden iyiydi bu maçta ama neden güvenemiyorum, 9.dakikaya götürmek istiyorum sizi. Trezaquet’in karşısında kimse yokmuşcasına Boey’i geçişi ve tehlikeli gollük pozisyona girişi. Maalesef bunları iyileştirmesi gerek.

Oyuncu değişikliklerinde ise Okan Hoca’ya bu maçta bir eksi puan yazdım. Son 15 dakikada, uzatmalar ile neredeyse son 20 dakika artık Trabzon tamamen yorgun düşmüştü. Ancak bunu değerlendiremedik. Emre Akbaba ve Barış değişiklikleri 90+ larda geldi. Daha erken olmalıydı, Mertens yorulmuşken, Kerem verimsizken hem taktiksel hem de diziliş anlamında değişiklikler 70-75.dakikalarda gelmeliydi. Yorgun Trabzon üstünde baskı arttırılmalı ve sonuç çıkarılmalıydı. Okan Hoca’nın çeşitliliği ve değişkenlikleri iyi kurgulaması gerekir. Fırsatını bulmuşken 2.plana geçebilmeliydi, ancak sanki 2.plan yoktu.
Maçın Starı : AbdulKerim Bardakçı – Aslında maçta star yoktu diyebiliriz. Bir tık daha öne çıkan Abdulkerim’e yer vermek istedim, özel olarak değinmek için. Cornelius ile mücadelesi güzeldi, hem kafa toplarında hem ilk hamlelerde Cornelius’a fırsat vermedi.
Maçın Hayal Kırıklığı : Trabzonspor. – Eksiklerinin de etkisiyle hiç bir varlık gösteremediler, maç başlamadan önce beraberliğe razı mısınız deseler eminim kabul edeceklerdi. Şimdi bu Trabzon’u yenemeyen Galatasaray düşünsün, kızım sana söylüyorum gelinim sen anla. Bir de en büyük hayal kırıklığı, oyun ne kadar çok duruyor ve oyun ne kadar uzun süre bir türlü başlamıyor. Maçın durduğu anlarda başka maçlara bakmak zorunda kalıyorum, döndüğümde hala oyun başlamamış. O arada diğer maçlarda 3 pozisyon geçiyor rahat. Oyuncusu, hakemi herkes maçın oynanmaması derdinde adeta, böyle bitsin de gidelim gibi…
Maçın Olayı : Taha Tepe – Trabzon’da Uğurcan’ın sakatlığı ile ilk kez bir süper lig maçında hem de büyük bir maçta görev aldı. Heyecanlı mıydı, bekliyor muydu, ansızın mı yakalandı bilemiyoruz, çünkü ölçemedik maalesef. Galatasaray yine böyle bir çaylak fırsatı tepmiş oldu. Taha yüzünden belki maç kaybedilmez, ama Uğurcan ile maç kazanılır. Uğurcan’ın yokluğu bu derece önemli idi. eksikliğini hissetmedik.
Maçın Güzel Yanı : İki takım birbirini üzmedi. Sen yaralı ben eksik, sen mahçup ben hazırlıksız derken, al gülüm ver gülüm maç 0-0 a bağlandı. Ne keten yandı, ne helva.
Geleceğe Not : Acilen temposuzluğa çare bulunmalı. Takım üstünde ölü toprağı var gibi, o kadar yavaş, o kadar durağan. Bu durum takımın pozisyona girmesi ve gol bulmasında engel. Takıma hava kazandırmak, coşku katsayısını arttırmak gerek. O yüzden tempolu oyuncu gerekli. Okan Hoca’nın Hamza Yiğit Akman’ı arada hatırlaması gerek. Bu maçta 75 de oyuna dahil olurdu, sonuca etki eder miydi bilmem ama oraları karıştırırdı. Bizim ortalığı karıştıracak ele avuca sığmaz 8 veya 10 numaraya ihtiyacımız var, transfer demiyorum, istersen içerden çıkart, istersen mevcudu ateşle.
Olcay Koca, 29.08.2022, Pazartesi
![]()

Süper bir yorum yapmışsın Olcay .Fırtına mevsimi geçmiş de;Neden
Cimbom bal üretemez (Arı ) gibi vızılayıp duruyor. .
Süper bir yorum yapmışsın Olcay .Fırtına (Trabzon)mevsimi geçmiş de;Neden
Cimbom bal üretemez (Arı ) gibi vızılayıp duruyor. .