Averaj ile…
Galatasaray lig tarihinde 2.kez şampiyonluğu averaj ile kaybetti. Son haftalarda yükselen Galatasaray performansı ve düşen Beşiktaş performansı ile şampiyonluğun son haftaya kadar taşındığı sezon, futbol olarak çok doyurucu olmasa da, heyecanın son dakikaya kadar sürmesi ile son buldu.
Son haftaya 81 er puan ile başlayan iki takımdan, Beşiktaş Göztepe deplasmanında, Galatasaray ise evinde Yeni Malatya ile karşılaşacaktı. Her iki takımın galibiyet ile ayrılması durumunda averaj konusu gündeme gelecek ve Galatasaray’ın şampiyon olması için Beşiktaş’ın attığı farktan 3 fazla fark atması gerekecekti. Örneğin Beşiktaş 1-0 yense, Galatasaray’ın 4-0 yenmesi gerekiyordu şampiyonluk için. Maçlar öncesi averaj konusu pek mümkün görünmüyordu GS için, en muhtemel beklenti acaba formsuz ve moralsiz BJK Göztepe karşısında puan kaybeder mi?
Maç kadrosu geldiğinde Galatasaray için geçen maç olan Denizli’ye göre kadro değişikliği olmadığını gördük, forvette Halil, kenarlarda Babel ve Arda, orta da Emre Akbaba ve Gedson, arkalarında Taylan, defansta ise Yedlin, Donk, Marcao ve Saracchi. Kaleci tabii ki Muslera. Maç başlamadan önce en çok sorguladığım şey kadroda Mohammed ve Kerem in olmaması oldu. Bu başlangıç kadrosu sanki çok durağandı. Maç başlangıcında ilk yarı sonuna kadar da korktuğumuz başımıza geldi. Galatasaray taraftarı fark beklerken, üstüne üstlük bir de gol yemiş ve ilk yarıyı 0-1 geride kapatmıştı. Gol atmak şuraya dursun, pozisyon dahi bulmakta zorluk çekti. Burada işte kadro yanlışlığı göze daha çok çarptı. Arda yerine kesinlikle Kerem’in olmasının yanında, muhakkak ki Mohammed’in başlangıç 11 inde olması gerekirdi. İlk yarı boyunca sadece Babel’in çekeceği şutlara bakar olmuştuk. Aynı dakikalarda ise Beşiktaş-Göztepe maçı 1-1 ilk yarıyı tamamdı. Bu durum aslında Galatasaray’ın olası bir fark atması durumunda şampiyon olacağına işaret ediyordu ama ilk yarı itibari ile en azından umarım kazanırız moduna girdik.
Hatalı başlangıç kadrosu 2.yarı başlangıcı ile biraz olsun düzeltildi. Arda yerine Kerem, Emre Akbaba yerine Mohammed ve Yedlin yerine Şener oyuna dahil edildiler. Ve oyun bir anda farkını gösterdi. Öyle hızlı başladı ki GS, dakikalar 60 ı gösterdiğinde skor bir anda 2-1 oldu. Önce Kerem’in güzel ara pasında Halil, sonra Şener’in güzel ortasında Babel golleri attı. Bu noktada iki konuya özellikle değinmek istiyorum. İlki Babel’in inanılmaz yükselişi. Son haftalarda olduğu gibi bu maçta da inanın top sadece Babel’e gelsin diye izledik, çünkü ona gelince ancak birşeyler olacak gibiydi. İkincisi ise Yedlin’in vasatlığı. Tüm sezon boyunca olduğu gibi bu maçta da bal yapmaya arı gibi. Şener bile oyuna girdiğinde ondan daha fazla katkı veriyor. Bu durum bana GS nin sağ bekinin Yedlin olmadığını söylüyor.
60.dakika itibari ile Galatasaray 84, Beşiktaş ise 82 puandaydı. BJK tarafında 1-1 devam maç bize acaba mı dedirtmeye başlamıştı. Ancak bir taraftan da ne olur ne olmaz gol atmak gerekiyordu. Ama ilginç bir şekilde GS yine gol atmaktan uzaklaşıyordu. Sebebi ise gereksiz yere yan ortalara yani havadan şişirme toplara maçı yönlendirmeleri oldu. Oysa goller dahi yerden ve dikine atılan paslar ile gelmişti. Dakika 70 de ise Beşiktaş’ın golü geldi ve 2-1 önce geçti. Bundan sonrası tamamen averajdı ama zaman kalmamıştı. Galatasaray 3-1, Beşiktaş 2-1 maçı kazanarak sezonu tamamladılar.
Averaj ile kaybedilen bu sezon için puan kayıpları için çokça şey söylenebilir, Ankaragücü ve Rize mağlubiyetleri, Sivas ve Karagümrük beraberlikleri şampiyonluktan uzaklaştırmıştı GS yi. Ancak beklenmedik Beşiktaş’ın puan kayıpları tekrar potaya sokmuşken GS yi ve işin averaja da kalabileceği ihtimalleri doğmuşken, GS nin son üç maçını beklenmedik şekilde kısır geçirdi. Önce Beşiktaş’ı 3-1 yenerken, son 15 dakika 4.golü rahat şekilde bulacakken, skora neredeyse razı oynandı. Halbuki atılacak 4.gol ikili averaj üstünlüğünü GS ye verecekti ve belki bugün şampiyonluk kutlanacaktı. Sonrasında Denizli maçı, her ne kadar 4-1 bitmiş olsa da, küme düşmeyi garantilemiş Denizli’den gol yememek ve hatta daha atmak gerekirdi. Bu noktada Galatasaray’ın neredeyse 60 dakika Denizli’ye gol atamadığı bir süre göze çarpıyor (2.gol ile 3.gol arası süre), üzerine bir de penaltı kaçırıyor. Ve son maç olan Malatya, fark beklerken, koca 45 dakika değil gol atmak yenen gol ile geri düşülüp averaj kaybediliyor.
Beşiktaş ile GS arasında nasıl bu kadar averaj olduğuna bakıldığında ise Hatay etkisi göze çarpıyor. Hatay’ı 7-0 yenen BJK ve Hatay’a 3-0 yenilen GS. Bu iki maç GS aleyhine tam -10 averaj şeklinde geri dönüş yapmış.
Sonuç olarak bir sezon daha geride kaldı. Hiç beklenmedik şekilde heyecanı son dakikaya kadar getirdiğin için teşekkürler Galatasaray. Eminim taraftarlar hiç üzülmedi. Evet bir mucize daha yakışırdı bize, ama olmadı. Olsun hep dediğimiz gibi
“Kazandığında sevgimiz, kaybettiğinde sadakatimiz artar”
Maçın Starı : Ryan Babel – Özellikle ilk yarıda top ona gelsin de bari pozisyon çıksın diye düşündüğümü hatırlıyorum. 35 yaşındaki Ryan Babel yaşına rağmen gençlere taş çıkarttı, son haftalardaki formu ile. Zaten kumaşını hepimiz biliyoruz. Lİverpool görmüş geçmişi var. Belli ki Avrupa şampiyonasında da Hollanda milli takımında yerini almak istiyor. Bu motivasyonda ekstra oldu sanırım. İzlerken gerçekten keyif verdi.
Maçın Hayal Kırıklığı : Yedlin – Sezon boyunca beklenen ve istenen performansı gösteremedi. Yerini Şener’e bıraktığında “Şener’i dahi arattırıyor” demiştim. Gerçekten Şener oyuna girip bir de asist yapınca, Şener’in daha formda olduğu tescil edildi. Daha iyi performansı var mı bilmiyorum ama, bu performans ile Galatasaray’ın sağ beki değil. Ne oyun kurma da, ne asist yapmada, ne de orta yapmada etkinliğini göremedik.
Maçın Olayı : Dakika 60 – 60.dakikada oluşan puan durumuna göre Galatasaray şampiyon oluyordu. Daha aylar öncesinde bu GS için şampiyonluk hayal derken, Göztepe biraz daha direnç gösterse, şampiyonluk gelecekti. Galatasaray işte böyle bir takım. Bu ligde her an her şeyi yapabilecek tek takım. Tarihi de bunu ispat ediyor zaten.
Maçın Güzel Yanı : Her şeye rağmen Galatasaray son dakikaya kadar şampiyonluk umutlarını korudu, rakiplerine korku saldı. Hele maç öncesi görseniz, ülkenin %90 ı Fenerbahçelisi, Beşiktaşlısı “Galatsaray şampiyon olur” dedi. Üstelik averaj olarak geride olmasına, bir mucize gerçekleşmesi gerekmesine rağmen. Ama Galatasaray o kadar rakiplerini inandırmış ki, bir mucize olacaksa, bunu Galatasaray yapar.
Geleceğe Not : Artık bu sezon tamamlandı. Acısıyla, tatlısıyla geçti ve gitti. Sezon başında açık ara şampiyonluğun en büyük adayı olarak gösterilen Fenerbahçe’nin de önünde 2. olarak tamamlandı. Oysa ki Fenerbahçe baştan aşağı takımı yenileyip, geçen senenin en formda ve gole katkı yapan oyuncuları Sosa, Thiam, Cisse, Mert Hakan Yandaş gibi, yurt dışında gol kralı olmuş Samatta, Valencia gibi, uçan bekler Gökhan Gönül ve Caner Erkin gibi ve devre arasında dünya yıldızı Mesut Özil ve Galatasaray inadına alınan İrfancan Kahveci gibi oyuncuları takıma katmıştı. Ama neymiş futbol sahada yıldız sayısının çokluğuna değil oyunun kalitesine bakar.
O zaman almamız gereken derse odaklanalım. Öncelikle yaş ortalaması dengeli ve 30 un altında olmalı. Genç oyunculardan asla vazgeçmemeli. Oyunculara değil oyuna odaklanmış bir yapı oluşturulmalı. İlk haftalar da iskelet kadro hemen belirlenmeli. Belirli isimleri (iskeleti) gözün kapalı sayabilmelisin. Oyun alışkanlığı kazanabilmeli takım. Çok çalışan, hırslı ve karakterli oyuncular her zaman takımı potada tutar. Oyuncularda sakatlık geçmişinin önemini unutma, yıldız dahi olsa ligin yarısını kaçıracak oyuncu sana lazım değil. Kiralık oyunculara çok yönelme, bunun yerine genç yetiştirmeye bak, bu sayede bir sezon kaçırabilirsin ama geleceği kazanabilirsin. Kiralık oyuncular aidiyet duygusundan yoksun olabilirler. Tabii ki ihtiyaç halinde son ihtimal olarak düşünülmelidir.
Gelelim transfer meselesine, kiralık olan Halil takıma kazandırılmalıdır. Sağ bek ve sol bek olmazsa olmaz. Çünkü GS oyununun temel yapı taşını bu beklerin oyuna katkısı çok etkiliyor (Bakınız Mariano, Eboue, Riera, Capone). Vee Orta saha, bütün sezon neredeyse gerçek mevkisi orta saha olan 2 oyuncu ile tamamladı seneyi.
Her ne olursa olsun ciddiyetini koruyan, şampiyonluk moduna girmiş bir Galatasaray’ı kimse tutamaz. Bunun bilincinde geçirilen sezon taraftarı her zaman mutlu eder, şampiyonluk ise sadece taçlandırılmış hali olur.
Ve siz okuyucularım. 2020-2021 sezonunu ele aldığım bu yazı dizisinde destekleriniz için teşekkür ederim. Umarım sizler için de fayda sağlayan bir çalışma ortaya koyabilmişimdir. Amacım kimseyi incitmek ya da yermek değildi. Tam tersi objektif bir bakış açısıyla maçları ele almak, takımımızın gelişimi adında katkı verebilmek. Her ne kadar sesimizi duyurmak zor da olsa, umarım gelecek yıllar duyurabilmek de hedefimiz olsun. Yeni sezonda da görüşmek dileğiyle.
Galatasaray bizim için bir sevda, bir yaşam biçimi. Hayatın ta kendisi. Bu hayat ki içinde güzel günler, kötü günler olacaktır. Bunlar ise sadece sonucu gösterecektir. Ama önemli olan süreçtir. Sürecin tadını çıkaranlar, sonucu da her zaman mutlulukla ve huzurla karşılarlar. Sürecin tadını çıkarmamız dileğiyle…
Olcay Koca, 18.05.2021, Salı
![]()

2020- 2021 Sezonun sona ermesi ile , yorumların la Gs sevenlerini MUTLU ettin.Teşekkür ederim Olcay.Biz her daim yaşam felsefemizde
sonuç değil sürecin kıymetli olduğunu biliyoruz. Yeterki bu süreci çok çok iyi değerlendirelim. Sağlıklı Günler.
Yazdığını öğrendikten sonra, maç sonu ilk okuduğum, tespitlerin doğruluğunu gördükçe de okuduğum tek yazı seninkiler oldu abi. Büyük bir zevkle takip ettim. Kocaman bir teşekkür ediyorum. Eline, yüreğine sağlık… Ortalıkta bir sürü futboldan ziyade her şeyi konuşup futbol konuşmayan programlar ve yazarlar varken senin yazdıkların çok daha değerli olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar çok tanınmak, okunmak önemli olmasa da vermiş olduğumuz emeğin karşılığını görmek hepimizi mutlu eder. O yüzden önümüzdeki yıllar için koymuş olduğun hedefin biran önce gerçekleşmesini canı gönülden destekleyerek, güzel futbol dolu günler dilerim 🙂