Derbi Aşkına…
Transfer dönemi kapandı, gelen geldi, giden gitti ve artık yepyeni bir sayfa açıldı, hem sezon için hemde Galatasaray için. Tüm takımlar hemen hemen kayda değer şekilde değişiklikler yaptı, sezonun ilk yarısı sonunda puan farklarının da birbirine yakın olduğunu düşünürsek sezon yeniden başladı aslında. Galatasaray, direkt olarak kadroya atabileceği isimleri alarak başarılı bir transfer dönemi geçirdiğini söyleyebiliriz. Uzatmalı sevgili Onyekuru, forvetin her mevkiinde oynayabilecek Mostafa, Omar’ın yerine Yedlin ve orta sahaya hep “hırçın, ivmeli” gerekli diye bahsettiğim bir oyuncu “Gedson Fernandes” kadroya dahil oldu. Onyekuru’nun katkısından bahsetmeye gerek yok, kendisi daha hazır bile olmadan 3 devrede 3 gol atarak neden geldiğini anlattı bizlere. Yedlin’de hemen kadroya girerek fark yaratacağı, en azından Linnes den daha etkili olacağından eminim, hele ki Linnes ve Omar’ın istatistiklerine bakınca daha kötü olamaz düşüncesindeyim. Mostafa’da ilk maçında ilk golünü atarak direkt oynayacağını gösterdi. Merak içinde beklediğim ise Gedson Fernandes. Eğer ondan bekleneni sahaya yansıtabilirse, şampiyonlukta kilit rol oynayabilir, ama tam tersi olma olasılığı da yok değil.

Bu beklentiler içinde daha transfer döneminin bitmesinden saatler sonra Başakşehir maçı gelmiş çatmıştı. Maç kadroları geldiğinde sürpriz bir değişiklik gördük, Belhanda yedek, Etebo sahadaydı. Onyekuru ilk 11 e yerleşmişti. Onyekuru’nun sahada ki varlığı ile orta sahada oluşabilecek boşluklar için taktiksel bir değişiklik ile Etebo tercihi gelmişti Terim’den. Bu aynı zamanda Galatasaray’da şablon değişikliğine de işaret ediyordu. Ancak bu değişiklik sahada etkisini pek gösterdi diyemeyiz. Çünkü GS bu kez orta sahada göbekte, Taylan Etebo ve Arda ile yaratıcı oyundan uzak kaldı. Fatih Terim’de aynı şeyi düşünmüş olacak ki ikinci yarıya iki oyuncu değişikliği ile başladı. Etebo yerine Belhanda, Arda yerine Mostafa geçmiş, Babel sola gitmiş, Mostafa forvete kendini atmıştı. İlk yarıda maçın en önemli pozisyonu ve oyunu değiştiren etmeni ise Muslera oldu. Kurtardığı penaltı ile adeta hayat verdi, çünkü o dakikaya kadar gerçekten kötü bir GS vardı. İlk yarı yine kısır geçiyordu ki, hatta 0-0 bitecekken sahneye son haftaların formda ismi Donk çıktı ve Onyekuru’ya al da at dedi, devre arasına 1-0 önde girdi Galatasaray. Onyekuru’ da ikinci maçında 3.golünü atarak inanılmaz bir başlangıç yapmış oldu.

Artık maçın ikinci yarısı GS için daha rahat geçeceğine işaret ediyordu bu gol, olumlu değişiklikler ile de ikinci yarıya başlanması doğruydu. Eleştirebileceğim tek konu ise Babel-Kerem değişikliği için çok geç kalınması oldu, halbuki 60 larda değişiklik bağırıyordu ama Terim duymadı, ki değişiklik 85.dakikada geldi. Donk yaptığı asistin yanına bir de kornerden gelen topu kafa ile ağlara gönderince maçın kahramanı oldu. Yeni transfer Mostafa’nın penaltı golü skoru belirledi (3-0). Mostafa’yı ilk kez izleme fırsatı bulduğumuz maçta, ilk izlenimim faydalı olacağı yönünde. Kafa toplarında ve şutlarının etkinliğini hemen görmek mümkün, top kontrolü ve servis özelliği de mevcut. Ayrıca sadece santrafor bölgesi değil, sağ ve sol kanat forvet oyuncusu olabilme potansiyeli de var. Belki bir hayal ama Onyekuru-Falcao-Mostafa forvet hattını düşünmeden edemedim 🙂
Maçın Starı : Ryan Donk – Son haftalarda ki formu ile zaten formayı Luyindama’ya vermiyordu. Bu maçta ise beklenenden fazlasını yaptı, 1 gol, 1 asist
Maçın Hayal Kırıklığı : Başakşehir – Sezona çok hatalı transferler ile girdiler, 30 yaş üstü transferler ile yaş ortalamasını yükselttiler. Şampiyonlar Liginin en yaşlı takımı oldular. İlk yarıyı çok kötü kapattılar, yine akıllanmadılar, devre arasında yine 30 yaş üstü transfer yaptılar (Fernandes 32 yaşında, Ömer Ali Şahiner 30 yaşında). Hedefini kaybetmiş, misyonunu tamamlamış…
Maçın Olayı : Her ne kadar skor 3-0 ı gösterse de, aslında GS net güzel bir futbol ortaya koyamadı. Hatta belki de ilk yarıda 22.dakika da Başakşehir penaltısı gol olsa başka bir maç başka bir skor konuşuyor olabilirdik. Tekrar Hoşgeldin Muslera, maçı değiştirerek, maçın olayına imza attı.
Maçın Güzel Yanı : Hafta sonunda oynanacak olan Fenerbahçe derbisi öncesi moralli gidilmesi, puan kaybedilmemesi önemli idi. Mostafa’nın ve Onyekuru’nun derbiye hazır olduğu görüldü.
Geleceğe Not : Hafta sonunda 4 gün sonra Fenerbahçe derbisi olacak. Her iki takım da formda maça geliyorlar. Her ne kadar taraftar olmasa da maçın favorisi her zaman ev sahibi ekiptir. Galatasaray’ın uzun zaman sonra Şükrü Saraçoğlunda galibiyet kazanmasının üstünden 1 yıl geçmemiş, o maç 23.02.2020. Bu galibiyet ile GS kötü şansını kırdığı gibi, FB de stresini yok etmiş oldu. Maçın sonucunu ise bence anlık kararlar belirleyecek, maça iyi başlama, kart durumları ve sakin kalma gibi hususlar maçın skoruna etki edecektir. Sonuç ne olursa olsun her iki takımda şampiyonluk iddasından kopmayacaktır. Bu yüzden ölüm kalım maçı olmadığını unutmayalım, 3 puandan fazlasını kaybetmemeli her iki tarafta. (kartlara dikkat).
Bir de hakemin konuşulmadığı, hakemin skora tesir etmediği bir maç olsun lütfen…
Olcay Koca, 02.02.2021, Salı
![]()

Köşe yazıların her zaman ki gibi objektif, doğru
Maçı seyretmeyenler için doyurucu bilgiler.
Tebrikler.