3. Onyekuru Dönemi
Golden sonra spikerin ağzından dökülen şu cümle “3. Onyekuru dönemi resmen başladı” maçın kısa özetini oluşturuyordu aslında. Hafta içinde Galatasaray ve Fatih Terim uzatmalı sevgilisi Onyekuru’ya kavuşmuş, hatta antremanlara bile dahil etmişti. Maçtan önce teknik kadro Onyekuru’nun hazır olmadığını ancak 30 dakika görev yapabileceğini belirtmişti ama mevcut ilk yarıda ki futboldan sonra ne Fatih Terim, ne Onyekuru, ne taraftar, ne de futbol tanrıları sabredebildi, ki ikinci yarıda Onyekuru sahadaydı.
Oysa maça GS aslında fena da başlamadı diyebiliriz. İlk 10 dk içinde Malatya maçından farklı olarak daha istekli, daha hareketli ve baskı yaparak başladı. Ancak çok kısa sürdü bu hareketlilik, belki de sadece maça başlama hırsından oluşuyordu ve saman alevi gibi söndü. Yaklaşık 30-35 dk yine o durgun, durağan, isteksiz ve hareketsiz takım izledik. Bu duruma orta saha oyuncularının çok fazla yan pas yapma, çok yavaş hareket etme ve risk almaktan korkma etkilerini sayabiliriz. Emre Akbaba, Emre Kılınç, Belhanda ve Arda Turan’ın, ileriye penetre etme, çalım ve rakibi zorlama girişimlerini neredeyse hiç görmedik. Bu da rakibin işini oldukça kolaylaştırmaktaydı. Ki zaten Onyekuru ve Kerem oyuna girince aslında tek değişen şey ikisinin korkusuzca, hatta topu kaybetme riskini göze alarak rakiplerinin üzerine gitmesiydi. Bu rakipte denge problemi oluşturarak defansif hatalar yapmasına neden oldu. Fatih Terim’in klasik oyuncu değişikliği için 60. dakikayı beklememesi ve hemen ikinci yarıya Onyekuru ve Kerem ile başlaması önemli bir etken oldu. Gaziantep’in yaptığı ofsayt taktiği aslında Onyekuru’yu oyuna çağırıyordu.

3.Onyekuru dönemi ile beraber (46.dakikadan itibaren ve bundan sonra) yavaş ve uyutan GS nin son bulacağı kanısındayım. Gelecek yeni transferler ile birlikte daha hızlı bir GS göreceğiz, Forvete Mustafa Mohammed, belki orta sahaya daha savaşçı ısıran bir orta saha ile hem yaş ortalaması olarak hem de hareketlilik olarak değişecek Galatasaray. Galatasaray’ın bu hızlı oyuncularına karşı ise, rakipler elbet önlem düşünecektir. Bazı maçlarda özellikle bu oyuncular üzerinde yoğunlaşılacak. Bunu da unutmadan, tek bir tip oyuna bağlı kalmadan, oyuna çeşitlilik katarak ve en önemlisi hızlı oyuncudan çok, oyunun hızlanması gerektiğini unutmadan Galatasaray geri kalan maçlarını oynamalıdır.
İrfancan transferi hakkında da bir iki cümle etmeden bitirmemek gerekli. İrfancan’ın sadece Galatasaray’a değil, gideceği tüm takımlara fayda sağlayacağı bir gerçek. Ancak mevcut durumda Başakşehir’in bonservis bedelini yüksek tutması, Fenerbahçe’nin fiyat arttırdığı ortamda, Galatasaray’ın illaki alacağım diyerek belirlemiş olduğu fiyat skalasının üzerine çıkmaması gerekiyor. Geçmiş dönemlerde bunun çok fazla acısını çekti Galatasaray, İrfancan olmaz başkası olur. Ülke de ve dünyada futbolcu kıtlığı olmadığını unutmayalım. Paranın en tasarruflu kullanılması gereken bu günlerde İrfancan’ı almak için GS en üst limitini ve gerekirse bonuslarını yani şartlarını sunmalı ve eğer şartlar uymuyorsa zorlamamalı, çekilmelidir. Ne iyi futbolcular, ne büyük bombalar ne çekişmeler sonunda transfer edildi de, ne büyük hayal kırıklıkları yarattığını unutmayalım, olursa olur, olmaz ise kayıp değildir. İrfancan’ın futbol stilinin rahat tavırlar sergileyen bir yapıda olduğunu da unutmayalım, tıpkı Belhanda gibi aslında. Tıpkı Belhanda gibi iyi iken çok gerekli, ama işler kötü gittiğinde, bu rahat tavırlar taraftar tarafından tepki çekmekte ve yuhalanmaya kadar gitmekte. İşte tam bu yüzden hırslı oyunculara daha fazla ihtiyacı var Galatasaray’ın. Yani sonuç olarak İrfancan için şartlar zorlanmalı ancak aşılmamalıdır.
Maçın Starı : Henry Onyekuru – O, Galatasarayı seviyor, GS onu. Sevginin gücü olsa gerek, hazır olmadığında bile, kısıtlı zamanda bile bu etkiyi yapabiliyor. Gelecek haftalar onun….
Maçın Hayal Kırıklığı : Mirallas – Maç öncesi oynamayacağı bilgisi gelmişti, ancak maç kadrosunda vardı. Oynadığında Maxim ile birlikte takımı yükseltiyor, oynayamadığında ise takımını bir kişi eksik oynatıyor.
Maçın Olayı : Henry Onyekuru’nun 5 aydır top oynamamasına rağmen girer girmez oyuna etkisi. Bu durum Galatasaraylı olarak beni sevindirirken, futbolsever olarak da düşündürüyor. Neden mi; burada Türk futbolunun zaaflarını da mı net görüyoruz. 3 senedir bu adam avrupada kadroya dahi giremiyor, ama burada en korkulan isim haline geliyor. Geçen gün Sörloth’un bir röportajını dinledim, Türkiye’de başına bir oyuncu veriyorlar, onu geçmek yeterliydi gol atmak için, Almanya da en güçsüz rakiplere karşı dahi oynarken en az 3 defans ile savaşmak zorunda kalıyorum diyor. Düşünülmeli…
Maçın Güzel Yanı : Günümüz futbolunda hızlı oynamanın, hızlı olmanın, hızlı düşünmenin, hızlı top çevirmenin etkisini gördüğümüz bir maç oldu. Yavaş oynarsan, basit bir takım olmaktan öteye geçemiyorsun..
Geleceğe Not : Artık Galatasaray’ın şu takıma evrimleşmesi gerekiyor, Forvette Mustafa Mohammed, solda Onyekuru, sağda Kerem, Taylanın yanına ısıran bir savaşçı ve önlerinde oyun aklı Feghouli. Tabiki sakatlık cezalar ile oyuncu değişiklikleri olacaktır. Ama kim olursa olsun oyuncu mantaliteleri bu minvalde olmalıdır. Oğulcan, Arda, Babel, Belhanda, Emre Akbaba, Emre Kılınç alternatifler olarak Galatasaray’a güç katacaktır.
Emre Kılınç için de bir not; özgüvenini neredeyse bul ve çıkar yolun başındayken, yoksa geç olacak…
Olcay Koca, 30.01.2021, Cumartesi
![]()

Özellikle Irfan Can ile ilgili yorumu beğendim.
Çok çok mantıklı. Duygusal olmamak gerekiyorsu .öyle de oldu. Tebrikler sana.