Bu sezon ligde Galatasaray maçına kadar gol yememiş, oturmuş kadrosu, takım olarak iyi defans yapabilen ve set oyunlarına karşı ligin en dayanıklı takımına karşı alınmış değerli bir galibiyet oldu. Her ne kadar istenilen futbol sergilenememiş olsa da, eleştirilecek çok fazla şey olsada -ki detaylıca konuşacağız- milli araya galibiyet ile gitmek ve en azından bugünlük liderlik koltuğuna oturmak önemliydi.
Okan Buruk geçen haftanın kadrosunu bozmadığı görüldü. Muslera, Boey, Nelsson, Emin, Anholt, Torreira, Oliviera, Mertens, Yunus, Kerem, Gomis on biri sahadaydı. Yeni transferlerden Icardi ise ilk kez forma giymiş ve yedek kulübesine oturmuştu. Maç başlangıcında kadroda cezası biten Abdülkerim’i beklerken, Okan Hoca Emin’e sana ihtiyacımız var dercesine onunla başlamıştı. Emin Bayram bu fırsatı kullanabildi mi, tartışılır. Özellikle ilk yarıda yaptığı bireysel hatalar şanslı ki golle sonuçlanmadı. Tecrübesizliği şu an için şanssızlığı.
Galatasaray adeta maça 1-0 önde başladı. Maça öyle hızlı başladılar ki, daha henüz 1.dakikada kara tren Boey’in ısrarcılığı ve müzmin şanssız Oliviera’ nın kapıyı kırması ile golle buluştular. Bu gol Oliviera’nın rahatlaması açısından önemli iken, Boey’in de bu maça da damga vuracağım dercesine mesajı gibiydi. Ama dakikalar geçtikçe GS adeta durdu. “Erken gol iyi mi oldu, kötü mü oldu” sorusunu sordurttu bize. Golden sonra Konya sazı aldı eline. Hem topa sahip olma hem de pozisyon bulmada üstün olan taraftı. İlk yarı boyunca üstünlük tamamen Konya da idi. Galatasaray’ın rahat tavırları ve lakayt oyunu dakika 15 de kalesinde gol görmesine neden oldu. Gol geliyorum diyordu zaten. Orta sahada Torreira çok yalnız kaldı. Bu alanda geniş boşluklar bıraktı GS ve Konya’da bu boşlukları iyi doldurdu. İlk yarı boyunca Konya’nın 2 topu direkten döndüğü gibi, 2-3 de net pozisyondan yararlanamadılar. Burada Muslera’nın başarısının da altını çizmek gerekli. Sonuç olarak ilk yarı 1-1 sonuçlandı, hızlı, tempolu ve bol pozisyonlu bir ilk yarı izledik, ikinci yarının ise bunun tam tersi olacağını bilmiyorduk.

İkinci yarıya oyuncu değişikliği yapmadan başladı Galatasaray. Konya belli ki ikinci yarıda oyunun temposunu düşürerek oynamayı tercih etmiş ve berabere giden maçta son dakikalara doğru atar kazanırız taktiğini uyguluyordu. Galatasaray bu tuzağa düştü ve Konya’ya uyum sağladı. Özellikle kontra atak başlangıçlarında veya geçiş hücumlarında öyle yavaş davrandılar ki, sonrasında set oyununa geçmek zorunda kaldılar. Set oyununa geçmek ise tam da Konya’nın istediği şeydi. Set oyunu oynamak şu an için Galatasaray’ın en zorlandığı durum. Kerem, Yunus, Mertens ve hatta sonradan oyuna dahil olan Yusuf Demir bu set oyununa hücum edemediği için pozisyon bulamadılar. Özellikle Yunus ve Yusuf inanılmaz derecede ayaklarında top ezdiği gibi, hatalı tercihleri bu kısırlıkta başrol oynadı. Yunus için ayrı bir parantez açmakta fayda var. Sağdan depar ile girdiği ataklarda topu sol ayağına çektiği anda tüm defansın yerleşmesine fırsat verdiği gibi sonrasında doğru tercihleri de yapamayınca bir çok atağın sonlanmasını sağladı. Tek seçenekmiş gibi sürekli bunu zorladı. Konya’nın da buna önlem alması zor olmadı. Oysa repertuarını genişletmesi lazım. hep sola çekmek yerine çizgiye inip sağ ayağı ile kesmeleri de sıkça denemeli. Geçen hafta Gomis’e attırdığı gol gibi mesela. Tek yönlü değil çift yönlü oynamalı. İkinci yarı Dubois, Icardi, Yusuf Demir, Midtsjö, Berkan oyuna giren oyunculardı. Sanki berabere bitecekmiş gibi giden maçta her iki taraftan birinin yapabileceği hata veya hamle skoru değiştirebilirdi. Galatasaray Yusuf ve Yunus ile pozisyonlara giremeden bir bir harcarken, Dubois etkisi oluştu. Icardi’ye alda at diye gönderdiği pası, Konya kendi kalesine bıraktı ve Icardi’den ilk golü biz yemeyeceğiz dediler.

Galatasaray iyi oynamadığı maçı 2-1 kazanmasını bildi, bazı hususlar var ki dikkat edilmesi gerekli. Öncelikle kendini yere atma hususu. Özellikle Oliviera, Kerem ve Torriera ayakta kalmak yerine kendilerini bırakmayı daha fazla önceliyorlar. Belki ayakta kalsalar net fırsatlar bulunacak pozisyonlar gereksiz şekilde kesiliyor. Galatasaray’ın duran top kullanamama durumu düşünülünce, bu kesilen atakların önemi daha fazla anlaşılır. Mertens yine defansif olarak çok iyi ama tam istendiği noktalarda yok. Mertens’in yaptığı pres ve baskıyı Kerem ve Yunus yapamıyor ki aslında dinamizmleri ile onların yapmasını bekleriz. Mertens hücum alanında daha diri kalmalı. Bu maçta da etkin değildi maalesef.
Maçın Starı : Muslera – Galatasaray’ın ilk yarı 1-1 ile soyunma odasına gitmesinde payı büyüktü. Kolay gibi görünen pozisyonlarda çok iyi yer tutması ve refleksleri ile net 2-3 golü kurtardı diyebilirim. Kaptan gemisini kurtardı.
Maçın Hayal Kırıklığı : Bytyqi – Konyaspor’un starını sahada gören oldu mu? Çizgisinin çok çok altında kaldı. Oyuna daha fazla girseydi özellikle ilk yarı, eminim Konya galibiyete yakın olan taraf olacaktı. Ama gününde değildi. Bunda Boey’in payını da unutmayalım. Boey öyle güçlüydü ki, ezdi diyebilirim.
Maçın Olayı : Sehiç’in Senaryosu – Sehiç maçın son dakikalarında peş peşe gördüğü iki sarı kart ile kırmızı gördü. Neden bu kadar sinirlendi, neden bu kadar itiraz etti ve neden ortalığı karıştırdı anlamak zor. Net bir şekilde kornere çıkan topa itiraz edip ilk sarıyı, gereksiz futbolcuların üzerine giderek ikinci sarıyı ve kırmızıyı gördü. Sanırım tatilini biraz uzatmak istedi. Milli ara var zaten, bir de cezadan 2-3 hafta uzaklaşmak iyi gelir diye düşündü bence.
Maçın Güzel Yanı : Dubois topu ayağına aldığı andan itibaren kalite kokuyor adeta. Bir şeyler yapacağı o kadar belli ki, ikinci golde çizgiye inerek verdiği pas ile golü getirdi. Bundan daha önemlisi ise lider karakterli ve oyun kurabilen bir bek olması. Çok faydalı olacağından şüphem yok. Mariano etkisi yapmasını bekliyorum. Bu maçta Anholt yerine oyuna girdi ve sol kanatta görev yaptı, orası için de bir alternatif oluşmuş oldu.
Geleceğe Not : Şimdi milli maç arasına gidiyoruz. Biraz önce baktım, Galatasaray önümüzdeki 23 gün içinde sadece 1 tane resmi maç oynayacakmış. Milli maçt arasından sonra Adana Demir ile oynayıp, sonraki hafta BAY olacak. Yeni gelen oyuncuların adaptasyonu için önemli bir zaman dilimi bu, umarım değerlendirilir.
Olcay Koca, 16 Eylül 2022, Cuma
![]()
