Cuma günü oynanan bir maç. Üstelik de bir derbi. Galatasaray- Fenerbahçe.

Dünya derbisi olarak addedilen derbiye her iki ekip de sezon başından beri istenilen performansı gösteremeden gelmişlerdi. Galatasaray’ daki forvet yokluğuna bir de sakatlar ve cezalılar eklenmiş, Fatih Terim’ i zorda bırakacak bir ortam oluşmuştu. Emre Akbaba’ yı daha haftalar önce kaybeden Galatasaray, üzerine Fernando, Nagatomo, Serdar Aziz, Feghouli, Eren Derdiyok, Onyekuru gibi oyuncuların sakatlıklar ile boğuşması sebebiyle zordaydı. Birde üzerine Mariano cezalı olunca zaten formsuz olan Galatasarayın maçtan önce kadroyu nasıl oluşturacağı merak konusuydu.

Fenerbahçe ise sakatlıklar ve cezalılardan daha fazla konuşulan bambaşka konular ile geldi derbiye. En büyük eksik cezalı Slimani olarak görülsede, asıl sorun özgüven eksikliğiydi. Çünkü derbiye 15.sırada gelmiş, üç gün önce Teknik Direktör Cocu’ yu göndermiş ve taraftarı ile sorunlar yaşayan bir Fenerbahçe. Ve daha da ötesi bundan önceki haftalarda sahada hiç bir varlık gösteremeyen bir Fenerbahçe.

İşte bu şekilde her iki tarafında en kötü zamanlarına gelen derbide, Galatasaray Muslera-Linnes-Ozan-Serdar-Ömer-Donk-Ndiaye-Belhanda-Rodrigez-Onyekuru-Eren ile kadroyu açıkladı, ama hiç bir zaman güven vermeyen Eren daha maç başlamadan ısınma antremanında sakatlanarak yerini Sinan Gümüş’ e yerini bıraktı. Fatih Terimin maç planıda tamamen değişmiş oldu. Fenerbahçe ise Harun-Isla-Neustädter-Skertel-Hasan Ali-Jailson-Eljif-Benzia-Ayew-Valbuena-Frey on biri ile sahaya çıktı. Kadro için sürpriz Valbuena’ nın 2 yıl sonra ilk kez ilk onbir de maça başlamasıydı.

Son yıllarda olduğu gibi kendi saha ve seyircisi önünde maça daha dengeli başladı Galatasaray. İlk otuz dakikada %74- %26 lık topla oynama üstünlüğünü ele alacak kadar ki devre %65-%35 lik bir topla oynama sonucu olarak bitti. Bu durum aslında Galatasarayın çok iyi olmasından ziyade Fenarbahçe nin tamemen oyunu kendi sahasında kabul etmesinden kaynaklandı. Oyunu elinde tutan Gs pek de umduğu pozisyon zenginliğini elde edemedi, ancak bir duran top organizasyonunda 31.dk’ da Donk ile 1-0 devreyi önce kapadı.

İkinci yarıya yine GS oyunu elinde tutarak ve topla daha fazla oynayarak başladı ki, daha 50.dk.’ da skoru 2-0 a getirdi. Gol sezon başından bu yana formda olan Linnes’ den geldi. Hem taraftar hemde oyuncular bu dakikadan sonra havaya girdi. Ama bu havayı gol ile değerlendirmek yerine şov ile değerlendirmek yetti onlara. Her zaman 2-0 tehlikeli skordur, ki 66.dk da gelen penaltı golü ile skor 2-1 e geldi. FB nin hızlanmasında Benzia-Alper değişikliğinin etkisi olduğunu atlamamak gerekir. Bu dakikadan sonra deyimi yerinde ise şemsiye tersine döndü. 65.dk ya kadar GS maçı 5-0 kazanır gibi görünürken, bu dakikadan sonra özgüveni yerine gelmiş bir FB ortaya çıktı. Daha fazla topla oynamaya başlayan FB, 72.dk da Jailson ile beraberliği yakaladı. Golde hakemin bariz bir şekilde hatası maça damga vurdu. Bana kalırsa golün iptal edilmesi gerekirdi. VAR sistemi öncelikle adaleti sağlamalıdır. Golden önceki taç atışının VAR da incelenmemesi, VAR ın varlığını sorgulamaya yetti açıkçası. Kalan sürelerde de FB maçı kazanmaya daha yakındı, iki net gol pozisyonu kaçırarak galibiyeti kaçırdılar. Sonuç olarak maç 2-2 bitti.

Maça damgasını ise sonrasındaki saha içindeki olaylar ve maç sırasında geçirdiği kalp krizi neticesinde hayatını kaybeden FB taraftarı vurdu. Koray Şener isimli FB taraftarına Allah’ tan rahmet ailesine başsağlığı dilerim. Ah be kardeşim değer miydi, nice maçlar oynanır, gelir, geçer, ama sen bir daha gelir misin? Bu kadar ciddiye almamak gerekli. Peki ya maç sonrası kavga edenler. Daha dakikalar önce ölen bir insan varken, hala bunun bir oyun olduğunun farkına varamamak.

Adı büyük ama her zaman adının altında kalan bir derbi. Dağ yine maalesef fare doğurdu.

Olcay KOCA, 03.11.2018, Cumartesi

Loading

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir