Son zamanların en dikkat çekici detaylarından biri de “Chernobyl” dizisi oldu. Özellikle “Game of Thrones” dizisinin finalinin göreceli bir şekilde hayal kırıklığı ile gerçekleşmesi sonucu dizi severler akın halinde “Chernobyl” dizisine tutundu. Tabii ki bunda dizilerin yayıncı kuruluşu HBO nun başarısını gözden kaçırmamamız gerekli.

Chernobyl dizisine gelince gerçekten belgesel tadında, gerçek görüntülere uygun orjinal çalışması ile ve olayın boyutlarının daha net anlaşılabilmesi adına mükemmele yakın bir çalışma olmuş. 5 bölümden oluşan dizi için ilk söylemem gereken ise mutlaka izlemenizdir.

Dizi patlama anı ile başlamakta, olayın vahametini anlamayan yöneticilerin olayı sır gibi saklayarak sadece yangının söndürülmesine odaklanılması ile sürmekte ve sonrasında Profesör Legasov’ un ve diğer bilim insanlarının olayın boyutunun ne kadar büyük olduğunu aktarması ve olayın en az hasar ile neler yapılabileceğine dair teoremleri ve uygulamaları ile sonlanmaktadır. Sistem eleştirisinin de yapıldığı dizide, bir dizi insan hatasına ve devlet tutumu hatalarına dem vurulmaktadır. Şu vurucu cümle dizide yer almaktadır.”Söylediğimiz her yalanla gerçeğe borçlanırız.”

Son zamanlarda sosyal medyada sıkça karşınıza çıkmıştır. Bende burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Dizi çekimleri ile gerçek görüntüler arasındaki benzerlik:

Radyasyon etkisinin anlaşılabilmesi adına helikopter kazasının gerçek görüntülerini izlemek ise yeterli..Helikopterin nasıl bir etkiye maruz kaldığına bakar mısınız?

Dizi hakkında bazı notları şöyle derledim:

1- Dizide Emily Watson’ın hayat verdiği Ulana Khomyuk karakteri diye biri aslında yok. Khomyuk karakteri Valery Legasov’a destek veren bilim insanlarının tümünü temsilen oluşturulmuş.

2- İlk bölümün son sahnesinde facia anını köprüden izleyen hiç kimse sağ kurtulamamış. Bu yüzden köprüye “Ölüm Köprüsü” deniyor.

3- Her bir itfaiyeci 1 katrilyon gamaya maruz kalmış.

4- Nükleer santrale yaklaşık 2 km uzaklıkta olan Pripyat şehri 1986’da terk edildiği haliyle günümüzde duruyor. (Ziyarete açık, tabii ki belirli bir yakınlığa kadar ve hiç bir şeye dokunmamak kaydıyla)

Çernobil faciasını hatırlayalım; Chernobil kazası, 26 Nisan 1986 yılında, o dönemin Sovyetler Birliğine bağlı Ukrayna’ nın Pripyat kentinde bulunan Çernobil Nükleer Santralinde meydana gelmiştir. Çernobil santralinde meydana gelen patlamada Hiroşima’ ya atılan atom bombasından 400 kat fazla radyasyon atmosfere yayılmıştı. Kimi kaynaklara göre dünya tarihinin insan eliyle gerçekleşen en büyük faciası olarak kayıtlara girmiştir. Dünya ise bu olayı ancak 30 Nisan 1986 tarihinde öğrenmiştir.

Türkiye’ ye etkilerine de bakmamızda fayda var, Türkiye de özellikle Trakya ve Karadeniz bölgesi radyosyondan nasibini almıştır. Radyoaktif bulut kütlelerinin geçtiği sırada etkisi altındaki ülkelerde yağış olması durumu o ülkenin radyoaktif bulaşmaya maruz kalmasındaki en önemli nedeni teşkil etmektedir. Bundan dolayıdır ki Türkiye, bulutun üzerinde seyrettiği tarihlerde Trakya ve Doğu Karadeniz bölgelerinde yağış alan yerlerde, özellikle Karadeniz Bölgesinin fındık, tütün ve çay üretimi yapılan bir kısım alanlarında yağış alması sebebiyle Çernobil reaktöründen kaynaklanan radyoaktivitenin etkisini ağırlıklı olarak hissetti.

Peki o dönem Türkiye olaya nasıl baktı;  dönemin başbakanı Turgut Özal, “Radyoaktif çay daha lezzetlidir” derken dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral, “Biraz radyasyon iyidir” gibi riski küçümseyen açıklamalar yapıyor, halkın önünde çay içiyorlardı.

Çernobil kazasının sonuçları:

1- Ölenlerin sayısı hala tam olarak bilinmemekle beraber 4.000-90.000 arasında olduğu tahmin ediliyor.

2- Felakete müdahale eden ilk itfaiyecilerden biri olan Vasily Ignatenko, (Hatırlarsanız, HBO’nun Chernobyl’inde karşımıza çıkmıştı) radyasyona maruz kalmasıyla birlikte iki hafta süren ölümcül bir acı çekti.

3- Bazı insanların vücudunda “siyah lekeler” vardı. Adeta “fıçı gibi şişen” vücutları “kömür gibiydi ve küçülmüştü.”

4- Avrupa’da, radyofobi yüzünden, tahminen 100.000-200.000 arasında kürtaj gerçekleştirildi.

5- Çernobil’in etrafındaki bölge, ölü ağaçlardan dolayı Kırmızı Orman olarak adlandırılıyor.

6-Felaketin sonrasındaki ilk 5 yılda Ukrayna’da kanser oranı, çocuklarda %90 oranında arttı.

7- Zarar görmüş reaktör üstüne yapılan korunak inşası 25 yıldan fazla sürdü.

8- Çernobil nükleer santrali Aralık 2000’e kadar çalışmaya devam etti.

9- Çernobil ve etrafındaki bölgede yaşamak, 20.000 yıl boyunca güvenli olmayacak.

Olcay KOCA, 20 Haziran 2019 Perşembe, 15.00

Loading

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir