Kral Çıplak
Bir önceki maç olan Göztepe kaşılaşmasında alınan 3-1 lik galibiyet sonrasında şu cümleyi kullanmıştım;
“Galatasaray mı iyiydi, yoksa Göztepe mi kötüydü karar veremiyorum, bu sorunun cevabı Trabzon maçında oynanacak oyunda gizli”.
Trabzon maçı sonrasında alınan skordan bağımsız olarak yukarıdaki sorunun cevabını almış oluyoruz. Rakip biraz diş gösterirse Galatasaray kesinlikle o maçı kazanamıyor, üstünlük kuramıyor. Bu da zaten şampiyon olacak takım için kurulacak bir cümle değil. Tüm sezon boyunca her alanda yaşanan inişli çıkışlı organizasyonlar neticesinde buraya kadar ancak gelebildi Galatasaray. Trabzon maçı da böyle geçmişken, bir sonraki Antalya maçında ise nasıl bir futbol göreceğiz bilemiyoruz. Bilinmezlik ortamı, bir kurumu başarısızlığa sevk eden en önemli faktördür.
Göztepe maçının kadrosuyla sahaya çıkmıştı Galatasaray, tek değişiklik Halil yerine cezası biten Babel sahadaydı ve forvet olarak. Bir değişikliğin bu kadar oyunu bu kadar fark ettireceğini kimse bilemezdi. Tam bir santrafor özelliği taşımayan Babel’in varlığı, oyunu ileride tutmaya yetmedi Galatasaray için. Sürekli olarak da saha için de yer değişikliği yapmak zorunda kaldı teknik ekip. Örneğin Kerem ile Babel sürekli yer değiştirme zorunda kaldı, ama ikisi de çare olamadı soruna. İlk yarı boyunca hiç bir şekilde varlık gösteremedi Galatasaray sahada ve bir maçın daha ilk yarısını çöpe attı.

İkinci yarıya Feghouli – Halil değişikliği ile başladı Galatasaray. Feghouli sakatlıktan sonra bir türlü istenen seviyeye gelemedi. Beklenenin çok altında. Halil’in girmesi ile biraz olsun toparlandı GS, oyun anlamında olmasa da, oyuna yerleşim açısından ilk yarıdan daha iyiydi. Ama maalesef 76.dakikaya kadar olan kısımda hiç bir şekilde Trabzondan daha iyi olamadı. Trabzon her dakika daha yakında oyuna, daha istediğini yapan taraftı, en azından hücumda daha efektif görünen taraftı. 76.dakikada da golü buldu nitekim. 76.dakikadan sonra Galatasaray maçta olduğunu hatırladı. 76 dakika boyunca şampiyonluk için oynamadı da, 76 dan sonra beraberlik için oynadı. Mantalite eksikliğini buradan görebilirsiniz. Bir kaç arka arkadaya etkili atak sonucunda 90+6 da beraberliği yakaladı Galatasaray. İki puan mı bıraktı, bir puan mı kazandı, önemi var mı bunun bilemiyorum.
Maçın Starı : Edgar İE – Aslında maçta öne çıkan bir futbolcu ya da bir olay olmadı. Trabzon da aman aman oynamadı, ama bir tık da olsa daha iyiydi. Edgar İE ise forvetlere taş çıkarırcasına attığı gol nedeniyle tercihim oldu diyebilirim.
Maçın Hayal Kırıklığı : Galatasaray – Şampiyonluğa oynadığı bilmiyordu, maçın önemini kavrayamamıştı. Nerde 3 gün önceki Göztepe maçındaki GS, nerede şimdiki GS. Anlamış olduk, maçlar GS nin elinde değil, rakibin elinde. Rakip izin verirse ancak oynayabiliyor. İzin verdiği kadar gol atabiliyor, GS nin galibiyetlerinde tek sorumlu rakibin beceriksizliği. Yoksa GS oynayarak maç filan kazanmıyor.
Maçın Olayı : Luyindama – Futbolun temel bazı kuralları vardır. Bunlar altyapılarda öğrenilirler ve hayat boyu unutulmazlar. Örneğin defans oyuncularına öğretilen birinci kuraldır. Kanattan gelen ortada, top ceza sahası yayı üzerine doğru indirilmez. Her zaman topu geldiği kanat olan taç çizgisine doğru top uzaklaştırılır. Peki Luyindama ne yaptı ve bunu geçmişte de çok yaptı. Gelen topu sanki asist yapar gibi ceza yayı üzerinde bulunan Trabzonlu oyuncuya al da at dercesine bıraktı. O da gerekeni yaptı, öyle bir füze çıkardı ki, topu sadece filelerde gördük. Demek ki Luyindama’nın temel bir altyapı eğitimi almadığını, temel kuralları bile bilmediği kanısına varabiliriz. Oyuncunun kalitesini bu küçük nüanslar belirler. Neden bu kadar güçlü fiziğine rağmen Avrupa’nın önce gelen kulüplerinde oynayamadığını anlayabiliyoruz.
Maçın Güzel Yanı : 90+6 da gelen gol – Oyun açısından pek güzel diyemem, ancak yine de kötünün iyisi. Bu bir puan sonrasında işimize yarar mı belli olmaz. Olur ya faydası dokunur. Bir başka önemi de Trabzon’a 3 puan vermemek oldu. Çünkü bu sefer 3.lük konusu gündeme gelecekti. En azından Trabzon ile fark korunmuş oldu.
Geleceğe Not : Yukarıda değindim biraz, onu detaylandırmak istiyorum. Oyunu senin eline alman gerekiyor. Rakibin durumu maçın skorunu belirlememeli. Maalesef bu sene hep bu oldu. Rakip kötü ise ancak galip gelebildi. Kendi oyununu kabul ettiremedi. Hatta belirli bir oyun ortaya hiç koyamadı. Hep bir bahanesi oldu Galatasaray. Hep bahanelere sığındı. Kral çıplak diyen olmadı. Ama kral çıplaktı. Sahada futbol yoktu. Güçlü oyun ancak seni şampiyonluğa götürür.
Olcay Koca, 24.04.2021, Cumartesi
![]()

HAYAT FELSEFESİ .
Bu başlığı koymanın nedeni gs- trabzon maç analizini okurken (ki yeni okuyorum) Antalya maç sonucunu bildiğim için ; ne kadar doğru değerlendirme yaptığını anlıyorum. Zira ne diyorsun rakibin belirliyor senin oyununu. Oysa( sen Gs) sin Şampiyon luğa inanıyorsanız
dominat olmalısın. Bizimki nin ne yapacağı belli değil. Yani güven vermiyor.Şimdi Antalya maçında bizde varız dediler güzel. Iki gün sonra Konya maçında ya tekrar vurdum duymaz oynar kötü sonuc alırsa hiç bir şey diyemeyiz. Yaniii. bilinmezlik.