Galatasaray eriyor..

Geçen haftalarda kaybedilen maçlar, puanlar ve umutsuz futboldan sonra Karagümrük maçı bir çıkış maçı olarak görülüyordu. Özellikle tam Galatasaray için şampiyonluk umutları tamamen söndü demişken, Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin de puan kayıplarıyla Galatasaray yine potada kalıyor ve bu anlamda Karagümrük maçını kazanarak yeni bir sayfa açmak önem arz ediyordu.  Bu umutlar ve düşünceler ile maç saati geldi.

Takım kadroları açıklandığından son haftaların biraz da olsun form tutan ismi Babel ilk 11 de yerini almıştı, forvetteki tercih Mostafa Mohammed olmuştu. Covidden yeni çıkan Taylan ve Emre Kılınç yedekler arasında idi. Emre Akbaba sanki son bir şans olarak sahada iken, uzun zaman sonra Oğulcan ilk 11 de yer bulmuştu. Galatasaray maça Fernando Muslera, Marcao Teixeira, Ryan Donk, DeAndre Yedlin, Ömer Bayram, Peter Etebo, Gedson Fernandes, Emre Akbaba, Ryan Babel, Oğulcan Çağlayan ve Mostafa Mohamed 11’iyle başlamıştı.

Maçın ilk 10 dakikalık bölümünde presle başlayan ve maçı kazanma bilincini ortaya koymuş bir GS gördük sahada, hatta bu süre içinde bir de sayılmayan golde buldu Galatasaray, ama bu süre o kadar kısa sürdü ki geri kalan 80 dakikalık bölümde hiç bir şekilde bu 10 dakikalık istekli futbolu göremedik. Geçen her dakika Galatasaray kötüye giderken, aksine Karagümrük her geçen dakika daha iyi futbol ortaya koyuyordu.

Galatasaray da kötü futbolun sebeplerini tek bir yerde aramak çok adaletli olmayacağını düşünüyorum. Yönetimden başlamak üzere, Fatih Terim ve futbolcuların tamamının sorumlu olduğu bir süreçten geçiyor Galatasaray. Öyle bir kadro var ki Galatasaray da her şeyi yapabileceğini görebiliyoruz, Bir dönem o kadar üst düzey bir futbol ortaya koyarken (8 maçlık galibiyet serisi 24 puan), diğer taraftan hiç bir varlık gösteremeyen sıradan bir takım görüntüsüne döndüğü dönem (son 6 maçta sadece 5 puan toplayabilen).   Nasıl bu kadar 180 derece farklılık olabiliyor, gerçekten anlamak mümkün değil. İçeride sıkıntıların olduğu belli.

Karagümrük çok güzel ayağa toplar yaparak oynadığı oyunda, güç olarak da Galatasaraylı futbolculardan daha fazla yere sağlam basıyordu. Güzel oyununu bir de gol bularak 1-0 öne geçtiler, ancak kısa sürede Galatasaray hemen beraberliği yakaladı. Acaba GS 2 yi bulabilir mi derken, klasik olarak Galatasaray’ın kırmızı kart sendromu ortaya çıktı ve Donk’un kızarması ile 10 kişi kalan GS için galibiyet umutları orada bırakıldı.

Oyuncu değişikliklerinde teknik ekip hatalarını da gördük. Gole ihtiyacı olan takımda Falcao oyuna dahi alınmadan maç tamamlandı. Bu da gösterdi ki yönetim-teknik heyet ve futbolculardan kimse maça konsantre değildi. Demek ki konsantre oldukları başka şeyler var. Yönetim Mayıs ayındaki başkanlık seçimini, Fatih Terim yönetimi, futbolcular ise bu belirsizlikler içinde savurganlığa konsantre olmuşlardı.

Sonuç olarak, Galatasaray şampiyon olduğu dönemlerdeki temel prensibi kulüp olarak bir olması, birlik olması idi. Bu yıl için bunları göremiyor hatta daha ileri olarak büyük büyük bir parçalanmışlık, dağılmışlık görüyoruz.

Maçın Starı : Karagümrük – Herhangi bir futbolcunun ön plana çıkmadığı, takım olarak diri ve güçlü görünüm sergilediler. Maç boyunca sakin kaldılar, ayağa ve sade futbol oynadılar. Üstelik bunu iki önemli futbolcusu Biglia ve Borini’ den yoksun yaptılar. Biraz daha şanslı olsalar galibiyet ile bitirebilirlerdi. 3 puan kaybı Karagümrük hanesine yazar.

Maçın Hayal Kırıklığı : Galatasaray – Her şeye rağmen umut ışığı olarak görülen maçta yine varlık gösteremediler. Galibiyet alınacağına dair olarak hiçbir inanç üretemediler. Taraftar sadece boş gözlerle izledi maçı. Oynanan oyun hiç tat vermiyor ki, şampiyonluk için bir kıvılcım olsun.

Maçın Olayı : Yedlin’ e yapılan faul – Her ne kadar Galatasaray futbol oynayamıyorsa da, ligde hemen hemen hiç kimse iyi futbol oynamıyor. Yedlin’e yapılan faul da dakika daha 30 du. Maçın üç de ikilik kısmı duruyordu. Bu dakika da hakem Yedlin!e yapılan faule kırmızı kartı çıkaramadı. Eğer çıkartsa maç farklı yerelere gelebilir, farklı şeyler konuşabilirdik. Aynı pozisyonun daha masum olanları için Galatasaraya nice kırmızı çıkarıldığını düşününce insan inanamıyor. Nasıl bu kadar farklı kararlar verilebiliyor. Aklıma hemen, Emre Kılınç a verilen kırmızı geldi 3-4 hafta önce. Bu pozisyon yanında faul bile sayılmaz o zaman. Ama gel gelelim Yedlin yapılan faul sonrasında oyundan çıkmak zorunda kaldı. Ayağında kırık şüphesi var, ama kırmızı yok o pozisyonda, VAR müdehale dahi etmedi.

Maçın Güzel Yanı : Babel biraz olsun kıpırdanan isimler arasındaydı. İki haftadır ayakta kalan isimlerden. Gol de Babel’in ayağından geldi. Gedson Fernandes de artık yavaş yavaş takıma alıştığını gösterdi. Kötü Galatasaray da en etkili isimdi. İkili mücadelelerde başarıydı. Gelecek maçlar için kazanılabilir.

Geleceğe Not : Aslında işin özü “takım” olmakta, bir ve birlik olmakta. Başarının yegane sırrı burada. Galatasaray son 5-6 maçtır unuttuğu şey buydu. Sadece saha içinde değil, saha dışında da unuttu. Bunu unutunca da şampiyonluktan uzakta kaldı. O zaman en önce takım olabilmeyi sağlamak gerekli. Saha da ve saha dışında birbirinin hatasını kapatmaya çalışan, birbirine yardım eden insanlar, karakterler ile donatmalıyız takımı. Bir birini seven, birbirinin yardımına koşan bir takım. Gerisi ise sıkı ve çok çalışmak.

Olcay Koca, 14.04.2021, Çarşamba

Loading

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir