Buldozer Efekti
Aslında en sonda söyleyeceğimi en başta söyleyerek başlamak istiyorum yazıma, Galatasaray; karşısında dirençsiz bir takım bulursa adeta buldozer gibi üzerinden geçip gidiyor. Fakat dirençli rakiplere karşı ise oldukça zorlanıyor. Oyununu geliştirirken bu duruma özellikle dikkat edilmesi ve çalışılması şart gibi gözüküyor, zira şampiyonluk yolunda önemli olan her rakibe aynı oyunu oynayabilmek.
Maç saatine iki güzel haber ile giriyordu GS taraftarları, birincisi Muslera’nın tam 220 gün sonra sahalara dönüşüydü. Taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanmış olan Muslera’nın varlığı bile yetiyordu sahada. Üstelik sahaya çıktığında bir de rekor ile başladı, 10 sene üst üste ligde aynı takımda sahaya çıkan ilk yabancı oyuncu olarak tarihe de geçti. Bu Musleraya çok yakıştı. İkinci güzel haber ise Feghouli’ nin sakatlıktan dönerek ilk 11 de yer alması idi. Nitekim maçta etkisini bir kez daha gördük. Maç kadrosunda ki sürpriz ise Emre Kılınç’ın yedek kulübesine demir atması idi, Beşiktaş maçından sonra, Denizli maçında da yedekti. Fatih Terim sanırım bir kulak çekme operasyonu yapıyor, yoksa Emre Kılınç’ın kadroda olması şart. Falcao’suz, Diagne’siz ve Oğulcan’sız yani forvetsiz kalan GS maça forvette Babel ile başlamak zorunda kaldı.
Maç başlar başlamaz ilk dakikalar GS için rahat bir maç olacağı belli olmuştu, çünkü Denizli’nin pressiz, baskısız, mücadelesiz oyunu GS için her şeyi kolaylaştırıyordu. 5. dakika da şunu dediğimi net hatırlıyorum “ilk 10 dakika içinde GS gol atarsa 5-6 olur” Nitekim 8.dakikada gelen gol ve skor 6-1. Bu gibi maçların bir handikapı ise, gol bulmakta gecikirsen, bu kez de rakip direnç kazanmaya başlıyor, hatta golün daha da gecikmesi, rakibin oyunu soğutması, oyunun sık sık durması derken bir de kontradan gol yersen çık işin içinden, haberin bile olmadan maç bitivermiş. O yüzden erken gol bulmak her zaman çok önemli.

Muslera yine bıraktığı yerden devam etti, ender gelişen tehlikeli Denizli ataklarını bildiğimiz Muslera etkisi ile çıkardı. Erken gol ile rahatlayan GS de her bir oyuncu hünerini daha iyi ortaya koyuyor. Hareketli oyun, hücum aksiyonları ve güzel ikili, üçlü kombinasyonlar izledik maç boyunca. Ancak bir kişi var ki GS’ nin seyrini hatta oyunun seyirini gerçekten çok değiştiriyor “Feghouli”. Geçen haftalarda yokluğunun hissedildiğinden sıkça bahsetmiştim, bu maçta varlığı ile nasıl oyunu güzelleştirdiğini gösterdi. O şuan GS nin beyni gibi oynuyor. Oyun organizasyonları kesinlikle onun ayağıyla başlıyor ve oyuna akıl koyuyor. Ayrıca yanındaki arkadaşlarını da hareketlendiriyor. Kuşkusuz GS nin vazgeçilmezi olduğu kesin.
Sonuç olarak Denizli eksik ve güçsüz kadrosu ile GS ye rakip olamadı. GS de sonuca çok bakmadan, hala eksiklerinin olduğunun farkında olarak oyunu geliştirmeye bakmalı, bu maçta tıpkı 6-0 lık Gençlerbirliği maçı gibi referans olmamalı. Gelmesi muhtemel transferler ile oyun ve kadro değişecektir tabiki, gündemde Onyekuru, İrfancan, Seri bir de santrafor transferi var. Bakalım gelecek günler neler gösterecek.
Maçın Starı : Sofian Feghouli – Onunla oyun değişiyor adeta, beyin konumunda, hele bir de günündeyse…
Maçın Hayal Kırıklığı : Recep Niyaz – Yıllar önce Fenerbahçe’de çok büyük beklentiler olan genç oyuncu, bir türlü eşiği aşamadı. İzleme fırsatı bulduğumuz bu maçta da özellikle dikkat ettim, vasatı aşamıyor..
Maçın Olayı : GS bir maça daha forvetsiz çıktı, Bafetimbi Gomis gittikten sonra bir türlü istediğini bulamadı.
Maçın Güzel Yanı : Muslera’nın 220 gün sonra hep varmış gibi dönmesi. 10 yıl üst üste aynı formayla sahaya çıkan oyuncu olarak tarihe geçmesi.
Geleceğe Not : 4 gün içinde iki farklı Galatasaray vardı. Tamamen rakibin durumuna göre konumlanan bir GS görünümü. Bu şampiyonluk için GS nin yetersizliğinin bir göstergesi aslında. Şampiyonluğun en büyük adayı olmak istiyorsan, her rakibe aynı oyunu oynamak ve her rakibe baskılı oyununu göstermek zorundasın.
Olcay Koca, 20.01.2021, Çarşamba
![]()
